2 Temmuz 2018 Pazartesi


Alan Adı Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Konular


Alan adları internetin hayatımızın her alanına girmesinin ardından şirketlerin varlıklarının önemli bir kısmını oluşturmaya başladılar. Klasik yöntemlerle çalışan pek çok şirket internet siteleri aracılığı ile internet ortamında da var olamaya çalıştığı gibi, sadece sanal ortamda faaliyet gösteren birçok önemli şirket de ticari hayata atıldı. Dolaysıyla şirketlerin internet adresleri de gün geçtikçe önem kazanmaya başladı.
Temel faaliyetlerini internet üzerinden geçekleştiren birçok şirket için alan adına ilişkin bir sorun yaşanması faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi anlamını taşıyor. İnternet üzerinde satış veya pazarlama faaliyeti olmayan şirketler için bile alan adlarının tescil edilememesi veya tescilin iptal edilmesi önemli sorunlara yol açıyor. Bu nedenle alan adlarını alırken başvuruların dikkatli yapılması ve verilen bilgilerin gerçeğe uygun olması ileride ortaya çıkabilecek pek çok sorunu engelliyor.
Bu konuda en yaygın yanılgı gTLD (generik top level domains) olarak adlandırılan ve ülke son eki içermeyen, .com, .net, .org gibi alan adlarının tescili için herhangi bir hak sahipliğinin aranmıyor olduğu düşüncesidir. Bu yanılgının kaynağı, başvuruların internet ortamında bir form doldurularak yapılması ve başvuru formunda verilen bilgilerin gerçekliğinin alan adı tescili sırasında kontrol edilmiyor olmasıdır. Ancak göz ardı edilen nokta hak sahipliğine ilişkin belge istenmiyor olmasına rağmen başvuru yapanın başvurusu sırasında sunmuş olduğu bilgilerle bağlı olduğudur. Bu nedenle başvuru sırasında belirtilmeyen her türlü bilgi ileride bir sorun yaşandığında kullanılamayacak veya hak sahipliğinin ispatlaması için ciddi çalışmalar yapılması gerekecektir.
Yaşanabilecek sorunları görebilmek için öncelikle gTL alan adlarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yollarını kısaca incelemek gerekir:
Alan adlarından kaynaklanan şikayetler (örneğin bir şirketin markanızı veya ürününüzün adını alan adı olarak tescil ettirdiği veya rakibinizin alan adınıza çok benzer bir alan adı tescil ettirdiği gibi) adlarının dünya çapındaki organizasyonu ve dağıtılmasını üstlenmiş kurum olan ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) tarafından belirlenmiş olan 4 hakem kurumdan birisine iletilmelidir. Bu kurumlardan en bilineni ve en çok sayıda uyuşmazlığı çözümlemiş olanı WIPO (World Intellectual Property Organisation/ Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) dür. Örgüt internet ortamında kendisine iletilen şikayetleri öncelikle şikayet edilen tarafın da görüş ve savunmasını alarak çözüme ulaştırmaktadır. Uyuşmazlık çözüm prosedürünün büyük bir bölümü on-line ortamda gerçekleşmektedir. Bu işlemler sırasında alan adı sahibinin tescil sırasında vermiş olduğu iletişim bilgileri kullanılmaktadır. Dolayısıyla tescil başvurusunda adresini veya e-posta adresini tam ve doğru olarak vermemiş olan veya şirket adına yapılan tescillerde iletişim adresi olarak şirket yetkilisi yerine o anda tescili yapmakta olan kişi veya kurumu belirten kişi veya şirketler, kendileri aleyhine yapılan başvurulardan habersiz kalacaklarından savunma haklarını kullanamayacaklardır. Hakemin vereceği karar doğrudan ICANN tarafından uygulanacağından, alan adı sahibinin değil savunma yapmak, kendisi hakkında yürütülen işlemlerden haberi bile olmayacaktır. Alan adının kendisinden alınıp bir başkasına transfer edilmiş olduğunu internet sitesine girmeye çalışınca bir başka firmanın sitesini görerek anlaması işten değildir ve maalesef bu durumda karar kesinleşmiş olduğundan yapılacak bir şey kalmamıştır.
Hakkında yapılan şikayetten haberdar olabilenlerin bile bazen çok fazla savunma imkanı olmamaktadır. Çünkü bu alan adlarına ilişkin uyuşmazlıkların çözümü UDRP (uniform domainname  dispute resolution policy) adı verilen yeknesak uyuşmazlık çözüm kuralları çerçevesinde yapılır. Bu kurallar alan adlarının dünya çapındaki organizasyonu ve dağıtılmasını üstlenmiş kurum olan ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) tarafından belirlenmiştir. Bu kurallar uyarınca, bir alan adının tescilinin iptalini isteyen kişi ya da kurumun aşağıdaki üç hususu birden ispat etmesi gerekir:
a)                 Alan adının markası ile aynı veya karışıklığa yol açacak şekilde benzer olduğunu,
b)                 Alan adını tescil ettiren kişi veya kurumun alan adını kullanmak için hiçbir haklı gerekçesi olmadığını
c)                  Alan adının kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini.
Alan adının tescil ettiren kişi tarafından kullanılması için haklı bir gerekçe olup olmadığı tescil ettiren kurumun tescil işlemleri sırasında vermiş olduğu bilgilere bakarak belirlenecektir. Tescil aşamasında gerçek isminizi veya şirketinizin ismini vermemiş olmanız durumunda b) ve c) şıklarının aksini ispat etmeniz çok mümkün olmayacaktır.
Olayı yaşanmış bir örnek üzerinden incelemek gerekirse. www.aidatours.net adresi bir Türk şirket adına tescil edilmiştir. Tescili şirketin bilgi işlem faaliyetlerini şirket dışından yürütmekte olan bir danışman yaptırmış ve alan adı sahibi hanesine kendi adını ve adresini yazmıştır. Aida Crouses Germany adlı şirket bu alan adının iptali için hakem olarak WIPO’ya başvurmuş ve gerekçe olarak da alan adının kendi markası ile aynı olduğunu, tescil ettiren kişinin bir şahıs olduğunu ve alan adını kullanmak için hiçbir haklı nedeni olmadığını ve dolayısı ile kötü niyetle tescil ettirmiş olduğunu ileri sürmüştür.
Neyse ki danışman tescil başvurusunda kullanmakta olduğu bir e-posta adresini vermiş olduğundan şikayetten zamanında haberdar olunabilmiştir. Ancak yaşanan sorun danışmana karşı yapılmış olan şikayete şirket olarak müdahale edebilmek olmuştur. Hakem haklı olarak savunmayı alan adının sahibi olarak görünen danışmandan istemiştir ve şirket alan adı sahibinin danışmanı olduğunu ve alan adının hataen kendisi değil de danışmanı adına tescil edildiğini ispatlamak zorunda kalmıştır. Bu örnek Türk şirketin savunmasının haklı bulunması ile alan adının bu şirkette kalmaya devam etmesi kararıyla sonuçlanmıştır. Ancak tescilin şirket adına yapılmış olduğunun ve iyi niyetin ispatı çok zahmetli bir süreç olmuştur. Bu örneğin yanında maalesef hakkında yürütülen şikayet incelemesinden ancak karar verilip alan adının iptali üzerine haberdar olan veya tescilde kullanılan isimle gerçek kullanıcı şirket arasındaki bağlantıyı ispatlayamayan ve alan adını kaybeden birçok şirket vardır.
Bu nedenle alan adı tescili sırasında belge talep edilmemesine rağmen bunun alan adının tescili için hiçbir haklı neden aranmadığı şeklinde yorumlanmaması ve tescil sırasında verilen iletişim bilgilerinin doğru ve tam olması, şirket adına yapılan başvurularda aracı kişi veya kurumun değil şirketin adının ve iletişim bilgilerinin kullanılması gerekmektedir. Ayrıca burada verilen bilgilerin olası bir uyuşmazlık çözüm prosedürü sırasında belgelenerek ispatlanması gerektiği de akılda tutulmalı ve başvuru sırasında verilen bilgilerin ispatlanabilir olamasına dikkat edilmeli, örneğin var olmayan bir şirket veya kişi adına veya alınmamış bir marka belgesine dayanılarak başvuru yapılmamalıdır.