11 Mayıs 2020 Pazartesi


Ticari elektronik ileti gönderme ve KVKK

özet: 

Gerçek kişi ile ilişkili veya ilişkilendirilebilir iletişim verilerinin kişinin rızası veya kanunda belirtilen istisnalar bulunmadığı sürece işlenemeyecektir. İletişim adresi bir gerçek kişiye ilişkin veya ilişkilendirilebilir değilse bu veri kişisel veri olmayacağından KVKK kapsamında rıza olmaksızın işlenebilir ancak ETDHK kapsamında kişi tacir veya esnaf değilse veya iletişime izin vermemişse bu kişiye ticari elektronik ileti gönderilemez. 23/10/2014 tarihi ile 24/03/2016 tarihleri arasında ETDHK ya uygun olarak ileti gönderilmesi için iletişim bilgisinin kaydedilmesi izni alınmışsa, veri sahibi bir yıl içerisinde aksine irade beyanında bulunmazsa bu veri KVKK’na da uygun olarak işlenmiş olacaktır. Ancak veri sahibinin verisinin silinmesi hakkı bu bağlamda göz önünde bulundurulmalıdır. 




İzinli pazarlama veritabanlari kişisel verilerin korunması mevzuatından nasıl etkilenecek? Gerçek kişi tacir ve esnafların iletişim bilgileri rıza şartı aranmaksızın işlenebilir mi?


Kişisel verilerin Korunması kavramı ticari hayatımıza girdiğinden beri ağırlıklı olarak tedarikçi, iş ortağı ve özellikle de müşteri verisi açısından tartışıldı, incelendi. Bu bağlamda özellikle elektronik ticaret yapan veya elektronik pazarlamayı etkin kullanan  şirketlerin en kıymetli verilerinden olan müşteri ve iş ortağı verilerinin hangi düzenlemelere uyularak işlenebileceği ve kullanılabileceği çokça tartışılıyor.
Öncelikle 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (ETDHK) ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ‘un temel ilkeleri belirlenerek hangi verilerin her iki mevzuatı da ihlal etmeden işlenebileceğini ve kullanılabileceğini, hangilerini işlemek ve kullanmanın her iki mevzuata da aykırı olduğunu, hangilerinin ise bir mevzuata göre işlenebilir/kullanılabilir iken diğerine göre işlenemez/kullanılamaz olduğunu belirlemen kolay olacaktır.
Öncelikle ETDHK ağırlıklı olarak ticari içerikli elektronik ileti gönderilmesini düzenlerken KVKK kişisel verilerin korunmasını düzenler. Dolayısıyla ticari içerikli elektronik ileti gönderme amacıyla kullanılabilecek tüm veriler (e-posta adresleri, cep telefonları, sabit telefon numaraları vb.) kişisel veri olabilecekleri gibi olmayabilirler. Örneğin cesuryurek77@gmail.com biçiminde bir e posta adresi veya bir tüzel kişiye ait veya veritabanına kime ait olduğu bilgisi girilmeden kaydedilmiş bir cep telefonu numarası bir gerçek kişi ile ilişkili veya ilişkilendirilebilir olmadığından kişisel veri değildir. Dolayısıyla bu adreslerin işlenmesi kişisel veri işlenmesine ilişkin düzenlemelere tabii değildir ve bunlar açık rıza olmaksızın anonim olarak işlenebilirler. Ancak ETDHK açısından baktığımızda bu adreslere ileti gönderilmesi ticari elektronik ileti olacak bu mevzuat kapsamında bu adresler tacir veya esnafa ait değilse “izin” alınmasını gerektirecektir. Dolayısıyla bu tür iletişim bilgilerinin şirketlerce kaydedilmesi KVKK ya aykırı olmayacak ancak ETDHK ya aykırı olacaktır. Bu durumda veri işlenebilir ancak ileti gönderilemez.
ETDHK tacir ve esnafa elektronik ileti gönderilmesini izin alınması şartına bağlamazken yani ilgili adres tacir veya esnafa aitse izin alınmaksızın ileti gönderilebilecektir. Ancak eğer bu tacir veya esnaf gerçek kişi ise bu gerçek kişinin kişisel verisi olan iletişim verisinin işlenmesi eğer açık rıza veya istisnaya dayanılarak yapılmadıysa KVKK’ya aykırı olacakken ETDHK’ya aykırı olmayacaktır. Bu durumda veri anonimleştirilmeden işlenemeyecek ancak ileti gönderilebilecektir. Veriyi kaydetmeden ileti gönderilmesi mümkün olmayacağından pratikte tacir veya esnaf olsa bile kimliği belirlenebilir kişinin iletişim verisi işlenemeyecek ve dolayısıyla her ne kadar kişi tacir veya esnafsa ileti göndermek ETDHK’ya aykırı olmayacaksa da, uygulamada veriyi işlemeden ileti göndermek mümkün olmayacağından ileti de gönderilemeyecek veya iletiyi alan gerçek kişinin verisinin işlenmesi nedeni ile KVKK’dan kaynaklanan hakkı ihlal edilmiş olacaktır.
Bu konuda bir diğer tartışılan konu KVKK’nin geçici 1./3 Maddesinde geçen “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenmiş olan kişisel veriler, yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde bu Kanun hükümlerine uygun hâle getirilir. Bu Kanun hükümlerine aykırı olduğu tespit edilen kişisel veriler derhâl silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir. Ancak bu Kanunun yayımı tarihinden önce hukuka uygun olarak alınmış rızalar, bir yıl içinde aksine bir irade beyanında bulunulmaması hâlinde, bu Kanuna uygun kabul edilir.” İfadesidir. ETDHK’nın yayına girme tarihi 23/10/2014, KVKK’nın yürürlüğe girme tarihi 24/03/2016 dır. Dolayısıyla 23/10/2014 tarihi ile 24/03/2016 tarihleri arasında ETDHK ya uygun olarak ileti gönderilmesi için iletişim bilgisinin kaydedilmesi izni alınmışsa, veri sahibi bir yıl içerisinde aksine irade beyanında bulunmazsa bu veri KVKK’na da uygun olarak işlenmiş olacaktır. Ancak uygulamada bunun geçerli olması için öncelikle verinin ve iznin alınma tarihinin bilinmesi, verinin ETDHK’na uygun olarak ve iletişim verisinin kaydedilmesine de izin alınarak toplanmış olması ve bunun belgelenebilir olması gerektiğinden bu konuda dikkatli davaranmak gerekecektir. Ayrıca yasada belirtilen bir yıllık süre dolduktan sonra bile veri sahibinin KVKK’nun 11/1/e maddesi gereği her zaman verisinin silinmesi hakkının bulunduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Pratikte bu şekilde bir e posta veya sms alan kişi bu iletişim verisini kendisi ileti gönderilmesine izin vererek teslim etmiş olsa ve yasada belirtilen bir yıllık süre geçmiş olsa bile KVKK gereği verisinin silinmesini talep edebilecektir.
Özetlemek gerekirse gerçek kişi ile ilişkili veya ilişkilendirilebilir iletişim verilerinin kişinin rızası veya kanunda belirtilen istisnalar bulunmadığı sürece işlenemeyecektir. İletişim adresi bir gerçek kişiye ilişkin veya ilişkilendirilebilir değilse bu veri kişisel veri olmayacağından KVKK kapsamında rıza olmaksızın işlenebilir ancak ETDHK kapsamında kişi tacir veya esnaf değilse veya iletişime izin vermemişse bu kişiye ticari elektronik ileti gönderilemez. 23/10/2014 tarihi ile 24/03/2016 tarihleri arasında ETDHK ya uygun olarak ileti gönderilmesi için iletişim bilgisinin kaydedilmesi izni alınmışsa, veri sahibi bir yıl içerisinde aksine irade beyanında bulunmazsa bu veri KVKK’na da uygun olarak işlenmiş olacaktır. Ancak veri sahibinin verisinin silinmesi hakkı bu bağlamda göz önünde bulundurulmalıdır.

2 Temmuz 2018 Pazartesi


Alan Adı Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Konular


Alan adları internetin hayatımızın her alanına girmesinin ardından şirketlerin varlıklarının önemli bir kısmını oluşturmaya başladılar. Klasik yöntemlerle çalışan pek çok şirket internet siteleri aracılığı ile internet ortamında da var olamaya çalıştığı gibi, sadece sanal ortamda faaliyet gösteren birçok önemli şirket de ticari hayata atıldı. Dolaysıyla şirketlerin internet adresleri de gün geçtikçe önem kazanmaya başladı.
Temel faaliyetlerini internet üzerinden geçekleştiren birçok şirket için alan adına ilişkin bir sorun yaşanması faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi anlamını taşıyor. İnternet üzerinde satış veya pazarlama faaliyeti olmayan şirketler için bile alan adlarının tescil edilememesi veya tescilin iptal edilmesi önemli sorunlara yol açıyor. Bu nedenle alan adlarını alırken başvuruların dikkatli yapılması ve verilen bilgilerin gerçeğe uygun olması ileride ortaya çıkabilecek pek çok sorunu engelliyor.
Bu konuda en yaygın yanılgı gTLD (generik top level domains) olarak adlandırılan ve ülke son eki içermeyen, .com, .net, .org gibi alan adlarının tescili için herhangi bir hak sahipliğinin aranmıyor olduğu düşüncesidir. Bu yanılgının kaynağı, başvuruların internet ortamında bir form doldurularak yapılması ve başvuru formunda verilen bilgilerin gerçekliğinin alan adı tescili sırasında kontrol edilmiyor olmasıdır. Ancak göz ardı edilen nokta hak sahipliğine ilişkin belge istenmiyor olmasına rağmen başvuru yapanın başvurusu sırasında sunmuş olduğu bilgilerle bağlı olduğudur. Bu nedenle başvuru sırasında belirtilmeyen her türlü bilgi ileride bir sorun yaşandığında kullanılamayacak veya hak sahipliğinin ispatlaması için ciddi çalışmalar yapılması gerekecektir.
Yaşanabilecek sorunları görebilmek için öncelikle gTL alan adlarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yollarını kısaca incelemek gerekir:
Alan adlarından kaynaklanan şikayetler (örneğin bir şirketin markanızı veya ürününüzün adını alan adı olarak tescil ettirdiği veya rakibinizin alan adınıza çok benzer bir alan adı tescil ettirdiği gibi) adlarının dünya çapındaki organizasyonu ve dağıtılmasını üstlenmiş kurum olan ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) tarafından belirlenmiş olan 4 hakem kurumdan birisine iletilmelidir. Bu kurumlardan en bilineni ve en çok sayıda uyuşmazlığı çözümlemiş olanı WIPO (World Intellectual Property Organisation/ Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) dür. Örgüt internet ortamında kendisine iletilen şikayetleri öncelikle şikayet edilen tarafın da görüş ve savunmasını alarak çözüme ulaştırmaktadır. Uyuşmazlık çözüm prosedürünün büyük bir bölümü on-line ortamda gerçekleşmektedir. Bu işlemler sırasında alan adı sahibinin tescil sırasında vermiş olduğu iletişim bilgileri kullanılmaktadır. Dolayısıyla tescil başvurusunda adresini veya e-posta adresini tam ve doğru olarak vermemiş olan veya şirket adına yapılan tescillerde iletişim adresi olarak şirket yetkilisi yerine o anda tescili yapmakta olan kişi veya kurumu belirten kişi veya şirketler, kendileri aleyhine yapılan başvurulardan habersiz kalacaklarından savunma haklarını kullanamayacaklardır. Hakemin vereceği karar doğrudan ICANN tarafından uygulanacağından, alan adı sahibinin değil savunma yapmak, kendisi hakkında yürütülen işlemlerden haberi bile olmayacaktır. Alan adının kendisinden alınıp bir başkasına transfer edilmiş olduğunu internet sitesine girmeye çalışınca bir başka firmanın sitesini görerek anlaması işten değildir ve maalesef bu durumda karar kesinleşmiş olduğundan yapılacak bir şey kalmamıştır.
Hakkında yapılan şikayetten haberdar olabilenlerin bile bazen çok fazla savunma imkanı olmamaktadır. Çünkü bu alan adlarına ilişkin uyuşmazlıkların çözümü UDRP (uniform domainname  dispute resolution policy) adı verilen yeknesak uyuşmazlık çözüm kuralları çerçevesinde yapılır. Bu kurallar alan adlarının dünya çapındaki organizasyonu ve dağıtılmasını üstlenmiş kurum olan ICANN (Internet Corporation for Assigned Names and Numbers) tarafından belirlenmiştir. Bu kurallar uyarınca, bir alan adının tescilinin iptalini isteyen kişi ya da kurumun aşağıdaki üç hususu birden ispat etmesi gerekir:
a)                 Alan adının markası ile aynı veya karışıklığa yol açacak şekilde benzer olduğunu,
b)                 Alan adını tescil ettiren kişi veya kurumun alan adını kullanmak için hiçbir haklı gerekçesi olmadığını
c)                  Alan adının kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini.
Alan adının tescil ettiren kişi tarafından kullanılması için haklı bir gerekçe olup olmadığı tescil ettiren kurumun tescil işlemleri sırasında vermiş olduğu bilgilere bakarak belirlenecektir. Tescil aşamasında gerçek isminizi veya şirketinizin ismini vermemiş olmanız durumunda b) ve c) şıklarının aksini ispat etmeniz çok mümkün olmayacaktır.
Olayı yaşanmış bir örnek üzerinden incelemek gerekirse. www.aidatours.net adresi bir Türk şirket adına tescil edilmiştir. Tescili şirketin bilgi işlem faaliyetlerini şirket dışından yürütmekte olan bir danışman yaptırmış ve alan adı sahibi hanesine kendi adını ve adresini yazmıştır. Aida Crouses Germany adlı şirket bu alan adının iptali için hakem olarak WIPO’ya başvurmuş ve gerekçe olarak da alan adının kendi markası ile aynı olduğunu, tescil ettiren kişinin bir şahıs olduğunu ve alan adını kullanmak için hiçbir haklı nedeni olmadığını ve dolayısı ile kötü niyetle tescil ettirmiş olduğunu ileri sürmüştür.
Neyse ki danışman tescil başvurusunda kullanmakta olduğu bir e-posta adresini vermiş olduğundan şikayetten zamanında haberdar olunabilmiştir. Ancak yaşanan sorun danışmana karşı yapılmış olan şikayete şirket olarak müdahale edebilmek olmuştur. Hakem haklı olarak savunmayı alan adının sahibi olarak görünen danışmandan istemiştir ve şirket alan adı sahibinin danışmanı olduğunu ve alan adının hataen kendisi değil de danışmanı adına tescil edildiğini ispatlamak zorunda kalmıştır. Bu örnek Türk şirketin savunmasının haklı bulunması ile alan adının bu şirkette kalmaya devam etmesi kararıyla sonuçlanmıştır. Ancak tescilin şirket adına yapılmış olduğunun ve iyi niyetin ispatı çok zahmetli bir süreç olmuştur. Bu örneğin yanında maalesef hakkında yürütülen şikayet incelemesinden ancak karar verilip alan adının iptali üzerine haberdar olan veya tescilde kullanılan isimle gerçek kullanıcı şirket arasındaki bağlantıyı ispatlayamayan ve alan adını kaybeden birçok şirket vardır.
Bu nedenle alan adı tescili sırasında belge talep edilmemesine rağmen bunun alan adının tescili için hiçbir haklı neden aranmadığı şeklinde yorumlanmaması ve tescil sırasında verilen iletişim bilgilerinin doğru ve tam olması, şirket adına yapılan başvurularda aracı kişi veya kurumun değil şirketin adının ve iletişim bilgilerinin kullanılması gerekmektedir. Ayrıca burada verilen bilgilerin olası bir uyuşmazlık çözüm prosedürü sırasında belgelenerek ispatlanması gerektiği de akılda tutulmalı ve başvuru sırasında verilen bilgilerin ispatlanabilir olamasına dikkat edilmeli, örneğin var olmayan bir şirket veya kişi adına veya alınmamış bir marka belgesine dayanılarak başvuru yapılmamalıdır.

20 Kasım 2015 Cuma

İnternet Sitesi Sahiplerinin Sorumlulukları

İNTERNET SİTESİ KURAN VE/VEYA İŞLETEN GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN SORUMLULUK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ



tüm internet siteleri açısından kontrol edilecekler

1. alan adının, gerekirse karışıklığa yol açabilecek benzerlerinin tescili, tescil sona erme tarihlerinin takibi, alan adının bir başkasının markasını ihla edip etmediğinin kontrolü.

2. alan adının alan adı alınmasına aracılık eden danışman, yer sağlayıcı vb. Üzerine alınmaması, doğrudan şirket adına alınması, tescilde mutlaka sürekli kontrol edilen bir alan adı verilmesi (iptali için bir başvuru varsa verilen alan adına yapılan bildirim geçerli sayılıyor. Dolayısıyla kullanılmayan bir e posta verilmişse alan adınızın iptali için bir başvuru olduğunuzda haberiniz ve dolayısıyla savunma hakkınız olmuyor. Doğrudan iptalle veya alan adının şikayet edene verilmesi kararı ile karşılaşıyorsunuz)

3. internet sitesi kuurm dışında bir kişi veya şirkete yaptırılmışsa sitede kullanılan görsellerin ve diğer içeriğin (kullanılan fontlar da dahil olmak üzere) telif haklarını ihlal etmeyecek şekilde kullanıldığının kontrolü.

4. 5651 sayılı yasa ile genelde IP tabanlı engelleme yapıldığından sitenin barınırıldığı sunucuda aynı IP ile erişilen başka siteler olmasının bu siteler hakkında engeleme kararı verilmesi durumunda siteye erişimin de engelleneceğinin göz önüne alınarak bu konuda gerekli önlemlerin alınması

5. Site sahibi şirket TTK 397/4 gereği denetime tabii ise TTK m1524 de belirtilen hususların sitede yer alması.

6. 5651 sayılı yasadan ve ilgili yönetmelikten kaynaklanan adres, iletişim bilgileri, yer sağlayıcı vb. Bilgilerin yer alması

7. sitede yer alan içeriğin yasalara, örf adete, ahlaka aykırı olmaması

8. sitede verilen linklerde (içeriği onaylayacak, içeriği bildiğimizi belirtecek şekilde) yer alan içerikte yasaya, ahlaka adaba aykırı içerik olmaması

9 sitede kullanıcıların veya müşterilerin yorum yapmasına, siteye içerik yüklemesine izin veriliyorsa bu içerik ile ilgili şikayet ve taleperin iletilebileceği bir e posta, form telefon vb. Olması ve bu iletişim kanalının sürekli kontrol edilmesi


Tacirler arasında (B2B) ticaret yapılan siteler açısından:

1. 5653 sayılı yasa ve ilgili yönetmelikte yer alan bilgilerin sitede yer alıp almadığının kontrol edilmesi

2. 5653 sayılı yasa ve ilgili yönetmelikte düzenlenen şekilde sipariş formlarının hazırlanması, bu formların satış işleminden önce alıcıya gösterilmesi, gerekirse bu aşamada düzeltme yapılabilmesi,

3. site ve hizmet gizlilik politikalarının mutlaka tüm kullanıcıların erişebileceği şekilde sitede yer alması

4. 5. Kişisel veriler 3. kişilere kişinin izni dışında verilemeyeceğinden veya paylaşılamayacağından bu tür bir paylaşım yapılacaksa izin alınması


Tacirler ile tüketiciler arasında (B2C) ticaret yapılan siteler açısından:

1. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgil Mesafeli Satış Yönetmeliği ile sitede yer alması zorunlu hale getirilen bilgilerin sitede yer alması

2. tüketicinin sipariş ve sözleşmesinin sonradan erişebileceği şekilde (sitede yeniden erişeceği şekilde saklanarak ve/veya e posta ile gönderilerek) ve belirtilen formatta sunulmasına

3. yasa ve ilgili yönetmelikte düzenlenen şekilde sipariş formlarının hazırlanması, bu formların satış işleminden önce alıcıya gösterilmesi, gerekirse bu aşamada düzeltme yapılabilmesi,

4. Tüketici bilgilerinin korunması için gerekli tüm güvenlik tedbirlerinin alınmasına

5. kullanıcı verileri 3. kişilere kişinin izni dışında verilemeyeceğinden veya paylaşılamayacağından bu tür bir paylaşım yapılacaksa izin alınması

6. Site aracılığı ile toplanan e posta ve telefonlara bilgilendirme reklam vb ileti gönderilebilmesi için izin gerekeceğinden bu tür bir paylaşım yapılacaksa izin alınması

7. tüketicinin e ticaretle ilgili tüm iletişiminin (sipariş, cayma beyanı, bilgilendirmeler, kabuller vb.) en az 3 yıl süre ile saklanması

A) 5651 SAYILI YASADAN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLER

Yer sağ­la­yı­cı: Hiz­met ve içe­rik­le­ri ba­rın­dı­ran sis­tem­le­ri sağ­la­yan ve­ya iş­le­ten ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­ri. örneğin internet sitesinde başkalarının görüşlerini bildirebilecekleri forum yorum sayfası vb. Bulunan kurumlar ve kişiler (habertürk, twitter, facebook, hukukturk vb), başkalarının fotoğraf, video yazı vb. Yükleyebileceği, kendi sitesini sayfasını oluşturabileceği alanlar sağlayanlar (facebook, blogger, youtube vb)
İçerik sağlayıcı: İn­ter­net or­ta­mı üze­rin­den kul­la­nı­cı­la­ra su­nu­lan her tür­lü bil­gi ve­ya ve­ri­yi üre­ten, de­ğiş­ti­ren ve sağ­la­yan ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­r. Kendi internet sitesine sahip olan veya bir başkasınn sitesinde yorum, yükleme, yazı vb. Interaktif alanlarda kendi içeriğini paylaşan herkes içerik sağlayıcıdır.
Yer sağlayıcı: Hiz­met ve içe­rik­le­ri ba­rın­dı­ran sis­tem­le­ri sağ­la­yan ve­ya iş­le­ten ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­rdir. Sunucu hizmeti veren ticari yer sağlayıcıların (sunucu, server hizmet sağlayıcıları) yanında bir başkasının stesinde içerik paylaşmasına izin veren tüm gerçek ve tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Bu anlamda sitesinde müşterilerinin yorum yapmasına, tecrübelerini paylaşmasına izin veren kişi ve kurumlar yer sağlayıcı sayılır.

Bil­gi­len­dir­me yü­küm­lü­lü­ğü
MAD­DE 3- (1) İçe­rik, yer ve eri­şim sağ­la­yı­cı­la­rı, yö­net­me­lik­le be­lir­le­nen esas ve usûl­ler çer­çe­ve­sin­de ta­nı­tı­cı bil­gi­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne ait in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­cı­la­rın ula­şa­bi­le­ce­ği şe­kil­de ve gün­cel ola­rak bu­lun­dur­mak­la yü­küm­lü­dür.
(2) Yu­ka­rı­da­ki fık­ra­da be­lir­ti­len yü­küm­lü­lü­ğü ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik, yer ve­ya eri­şim sağ­la­yı­cı­sı­na Baş­kan­lık ta­ra­fın­dan iki­bin Ye­ni Türk Li­ra­sın­dan on­bin Ye­ni Türk Li­ra­sı­na ka­dar ida­rî pa­ra ce­za­sı ve­ri­lir.

Bilgilendirme yükümlülüğü (Yönetmelik)
MADDE 5 – (1) Ticari veya ekonomik amaçlı içerik sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve erişim sağlayıcıları, aşağıda belirtilen tanıtıcı bilgilerini, kendilerine ait internet ortamında, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında, doğru, eksiksiz ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür:
a) Gerçek kişi ise; adı ve soyadı, tüzel kişi ise; unvanı ve sorumlu kişiler, vergi kimlik numarası veya ticaret sicil numarası,
b) Yerleşim yeri, tüzel kişi ise merkezinin bulunduğu yer,
c) Elektronik iletişim adresi ve telefon numarası,
ç) Sunduğu hizmet, bir merciin iznine veya denetimine tabi bir faaliyet çerçevesinde yapılıyor ise, yetkili denetim merciine ilişkin bilgiler.
(2) Ticari veya ekonomik amaçlı içerik sağlayıcı, birinci fıkradaki bilgilerle birlikte, yer sağlayıcıya ilişkin tanıtıcı bilgileri, doğru, eksiksiz ve güncel olarak ana sayfasında bulundurmakla yükümlüdür.

İçe­rik sağ­la­yı­cı­nın so­rum­lu­lu­ğu
MAD­DE 4- (1) İçe­rik sağ­la­yı­cı, in­ter­net or­ta­mın­da kul­la­nı­ma sun­du­ğu her tür­lü içe­rik­ten so­rum­lu­dur.
(2) İçe­rik sağ­la­yı­cı, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı baş­ka­sı­na ait içe­rik­ten so­rum­lu de­ğil­dir. An­cak, su­nuş bi­çi­min­den, bağ­lan­tı sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği be­nim­se­di­ği ve kul­la­nı­cı­nın söz ko­nu­su içe­ri­ğe ulaş­ma­sı­nı amaç­la­dı­ğı açık­ça bel­li ise ge­nel hü­küm­le­re gö­re so­rum­lu­dur.

Özetle internet sitesi olan tüm gerçek ve tücel kişiler bu sitede yer alan kendi içeriklerinden tam olarak sorumludurlar. Ayrıca 5651 madde 3 gereği sitede iletişim bilgilerini de bulundurmakla yükümlüdürler. Link verilen site içeriğinden sorumlu olmamakla birlikte bu sitede yer alan yasaya aykırı içerikten haberdar oldukları belli ise (örn. “marka ayakkabılara yüzlerce lira vermeyin. Aşağıdaki linke tıklayarak yerli üretim birebir aynı ayakkabıyı üçte bir fiyatına alın”) içerikten sorumlu olacaklardır.

Yer sağ­la­yı­cı­nın yü­küm­lü­lük­le­ri
MAD­DE 5- (1) Yer sağ­la­yı­cı, yer sağ­la­dı­ğı içe­ri­ği kon­trol et­mek ve­ya hu­ku­ka ay­kı­rı bir fa­ali­ye­tin söz ko­nu­su olup ol­ma­dı­ğı­nı araş­tır­mak­la yü­küm­lü de­ğil­dir.
(2) Yer sağ­la­yı­cı, yer sağ­la­dı­ğı hu­ku­ka ay­kı­rı içe­rik­ten, ce­za so­rum­lu­lu­ğu ile il­gi­li hü­küm­ler sak­lı kal­mak kay­dıy­la, bu Ka­nu­nun 8 in­ci ve 9 un­cu mad­de­le­ri­ne gö­re ha­ber­dar edil­me­si ha­lin­de ve tek­nik ola­rak im­kân bu­lun­du­ğu öl­çü­de hu­ku­ka ay­kı­rı içe­ri­ği ya­yın­dan kal­dır­mak­la yü­küm­lü­dür.

Sitede başkalarının içerik paylaşmasına (yorum yapması, foto göndermesi vb) izin verilmesi durumunda (yer sağlayıcı) paylaşılan içerikten sorumlu olmamakla birlikte 5651 sayılı yasa gereği haberdar edildiği yasaya aykırı içeriği kaldırmakla yükümlüdürler ve bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri durumunda cezai yaptırımla karşılaşabilirler.

B TÜRK TİCARET KANUNU'NDAN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLER

Tüm şirketlerin internet sitesi açma yükümlülüğü yoktur. Sadece TTK 397/4 gereği denetime tabii olan şirketler için bu yükümlülük getirilmiştir. Bu şirketler için aşağıdaki içeriğin sitede bulundurulması zorunludur:
I - İnternet sitesi
MADDE 1524- (Değişik: 26/6/2012-6335/34 md.)
(1) 397 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren en geç beş gün içinde, şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur.
(2) Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların iptal edilmesinin sebebini oluşturur, Kanuna aykırılığın tüm sonuçlarının doğmasına yol açar ve kusuru bulunan yöneticiler ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna neden olur. Cezai hükümler saklıdır.
(3) İnternet sitesinin bilgi toplumu hizmetlerine ayrılmış bölümü herkesin erişimine açıktır. Erişim hakkının kullanılması, ilgili olmak veya menfaati bulunmak gibi kayıtlarla sınırlandırılamayacağı gibi herhangi bir şarta da bağlanamaz. Bu ilkenin ihlali hâlinde herkes engelin kaldırılması davasını açabilir.
(4) İnternet sitesinin bu maddenin amaçlarına özgülenmiş kısmında yayımlanan içeriğin başına tarih ve parantez içinde “yönlendirilmiş mesaj” ibaresi konulur. Bu ibare ancak bu Kanuna ve bu fıkrada anılan yönetmeliğe uyulmak suretiyle değiştirilebilir. Özgülenen kısımda yer alan bir mesajın, yönlendirildiği karinedir. Sitenin, bir numara altında tescili ve ilgili diğer hususlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından bir yönetmelikle düzenlenir.
(5) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlarda veya idari düzenlemelerde daha uzun bir süre öngörülmedikçe, şirketin internet sitesine konulan bir içerik, üzerinde bulunan tarihten itibaren en az altı ay süreyle internet sitesinde kalır, aksi hâlde konulmamış sayılır.
(6) İnternet sitesiyle ilgili olarak bu Kanunun ilgili maddelerinde ve bu maddede öngörülen düzenlemeler denetime tabi olmayan sermaye şirketleri hakkında uygulanmaz.

C E TİCARET YAPAN KİŞİ VE KURUMLAR İÇİN ELETTRONİK TİCARET YASASI VE İLGİLİ YÖNETMELİKTEN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLER

İnternet ortamında ticaret yapan kişi veya kurumlar ticaretin tacirler arasında (B2B) veya tüketiciye (B2C) yapıldığına bakılmaksızın 6563 sayılı elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun gereği internet sitesinde kendisine, sunulan hizmete, gizlilik politikalarına ve hizmetin kullanımı detayları hakkında bilgiler vermekle yükümlüdürler:
Bilgi verme yükümlülüğü

MADDE 3 – (1) Hizmet sağlayıcı, elektronik iletişim araçlarıyla bir sözleşmenin yapılmasından önce;

a) Alıcıların kolayca ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak tanıtıcı bilgilerini,

b) Sözleşmenin kurulabilmesi için izlenecek teknik adımlara ilişkin bilgileri,

c) Sözleşme metninin sözleşmenin kurulmasından sonra, hizmet sağlayıcı tarafından saklanıp saklanmayacağı ile bu sözleşmeye alıcının daha sonra erişiminin mümkün olup olmayacağı ve bu erişimin ne kadar süreyle sağlanacağına ilişkin bilgileri,

ç) Veri girişindeki hataların açık ve anlaşılır bir şekilde belirlenmesine ve düzeltilmesine ilişkin teknik araçlara ilişkin bilgileri,

d) Uygulanan gizlilik kuralları ve varsa alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına ilişkin bilgileri,

sunar.

(2) Hizmet sağlayıcı, varsa mensubu olduğu meslek odası ile meslekle ilgili davranış kurallarını ve bunlara elektronik olarak ne şekilde ulaşılabileceğini belirtir.

(3) Tarafların tüketici olmadığı hâllerde taraflar, birinci ve ikinci fıkralardaki düzenlemelerin aksini kararlaştırabilirler.

(4) Hizmet sağlayıcı, sözleşme hükümlerinin ve genel işlem şartlarının alıcı tarafından saklanmasına imkan sağlar.

(5) Birinci ve ikinci fıkralar, münhasıran elektronik posta yoluyla veya benzeri bireysel iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelere uygulanmaz.

Siparişlerde ve sipariş onaylarında alıcının siparişini kolayca gözden geçirebilmesi, siparişinin içerdiği kalemleri rahatlıkla görmesi ve gerekirse yeniden düzenleyebilmesi, siparişin alındığının teyidini görmesi için aşağıdaki düzenlemeler getirilmiştir.

Sipariş

MADDE 4 – (1) Elektronik iletişim araçlarıyla verilen siparişlerde aşağıdaki esaslar geçerlidir:

a) Hizmet sağlayıcı, siparişin onaylanması aşamasında ve ödeme bilgilerinin girilmesinden önce, ödeyeceği toplam bedel de dâhil olmak üzere, sözleşmenin şartlarının alıcı tarafından açıkça görülmesini sağlar.

b) Hizmet sağlayıcı, alıcının siparişini aldığını gecikmeksizin elektronik iletişim araçlarıyla teyit eder.

c) Sipariş ve siparişin alındığının teyidi, tarafların söz konusu beyanlara erişiminin mümkün olduğu anda gerçekleşmiş sayılır.

(2) Hizmet sağlayıcı, sipariş verilmeden önce alıcıya, veri giriş hatalarını belirleyebilmesi ve düzeltebilmesi için uygun, etkili ve erişilebilir teknik araçları sunar.

(3) Tarafların tüketici olmadığı hâllerde taraflar, birinci ve ikinci fıkralardaki düzenlemelerin aksini kararlaştırabilirler.

(4) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri ile ikinci fıkra, münhasıran elektronik posta yoluyla veya benzeri bireysel iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmelere uygulanmaz.

D) TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN VE İLGİLİ MESAFELİ SATIŞLAR YÖNETMELİĞİ KAPSAMINDAKİ YÜKÜMLÜLÜKLER

Bu yükümlülükler sadece internet sitesi üzerinden tüketiciye mal veya hizmet satılması durumunda (B2C) geçerlidir. Bu yükümlülüklerle internet sitesi üzerinden alışveriş yapan müşterinin korunması, bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Yönetmelik gereği sitede tüketiciye aşağıdaki bilgiler sunulmalıdır:

Ön bilgilendirme

MADDE 5 – (1) Tüketici, mesafeli sözleşmenin kurulmasından ya da buna karşılık gelen herhangi bir teklifi kabul etmeden önce, aşağıdaki hususların tamamını içerecek şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilmek zorundadır.

a) Sözleşme konusu mal veya hizmetin temel nitelikleri,

b) Satıcı veya sağlayıcının adı veya unvanı, varsa MERSİS numarası,

c) Tüketicinin satıcı veya sağlayıcı ile hızlı bir şekilde irtibat kurmasına imkan veren, satıcı veya sağlayıcının açık adresi, telefon numarası ve benzeri iletişim bilgileri ile varsa satıcı veya sağlayıcının adına ya da hesabına hareket edenin kimliği ve adresi,

ç) Satıcı veya sağlayıcının tüketicinin şikayetlerini iletmesi için (c) bendinde belirtilenden farklı iletişim bilgileri var ise, bunlara ilişkin bilgi,

d) Mal veya hizmetin tüm vergiler dahil toplam fiyatı, niteliği itibariyle önceden hesaplanamıyorsa fiyatın hesaplanma usulü, varsa tüm nakliye, teslim ve benzeri ek masraflar ile bunların önceden hesaplanamaması halinde ek masrafların ödenebileceği bilgisi,

e) Sözleşmenin kurulması aşamasında uzaktan iletişim aracının kullanım bedelinin olağan ücret tarifesi üzerinden hesaplanamadığı durumlarda, tüketicilere yüklenen ilave maliyet,

f) Ödeme, teslimat, ifaya ilişkin bilgiler ile varsa bunlara ilişkin taahhütler ve satıcı veya sağlayıcının şikayetlere ilişkin çözüm yöntemleri,

g) Cayma hakkının olduğu durumlarda, bu hakkın kullanılma şartları, süresi, usulü ve satıcının iade için öngördüğü taşıyıcıya ilişkin bilgiler,

ğ) Cayma bildiriminin yapılacağı açık adres, faks numarası veya elektronik posta bilgileri,

h) 15 inci madde uyarınca cayma hakkının kullanılamadığı durumlarda, tüketicinin cayma hakkından faydalanamayacağına ya da hangi koşullarda cayma hakkını kaybedeceğine ilişkin bilgi,

ı) Satıcı veya sağlayıcının talebi üzerine, varsa tüketici tarafından ödenmesi veya sağlanması gereken depozitolar ya da diğer mali teminatlar ve bunlara ilişkin şartlar,

i) Varsa dijital içeriklerin işlevselliğini etkileyebilecek teknik koruma önlemleri,

j) Satıcı veya sağlayıcının bildiği ya da makul olarak bilmesinin beklendiği, dijital içeriğin hangi donanım ya da yazılımla birlikte çalışabileceğine ilişkin bilgi,

k) Tüketicilerin uyuşmazlık konusundaki başvurularını Tüketici Mahkemesine veya Tüketici Hakem Heyetine yapabileceklerine dair bilgi.

(2) Birinci fıkrada belirtilen bilgiler, mesafeli sözleşmenin ayrılmaz bir parçasıdır ve taraflar aksini açıkça kararlaştırmadıkça bu bilgiler değiştirilemez.

(3) Satıcı veya sağlayıcı, birinci fıkranın (d) bendinde yer alan ek masraflara ilişkin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmezse, tüketici bunları karşılamakla yükümlü değildir.

(4) Birinci fıkranın (d) bendinde yer alan toplam fiyatın, belirsiz süreli sözleşmelerde veya belirli süreli abonelik sözleşmelerinde, her faturalama dönemi bazında toplam masrafları içermesi zorunludur.

(5) Açık artırma veya eksiltme yoluyla kurulan sözleşmelerde, birinci fıkranın (b), (c) ve (ç) bentlerinde yer alan bilgilerin yerine açık artırmayı yapan ile ilgili bilgilere yer verilebilir.

(6) Ön bilgilendirme yapıldığına ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir.


Yukarıda belirtilen bilgiler en az 12 punto halinde, açık ve anlaşılır bir halde sunulmalı, tüketiciye yazılı olarak ve kalıcı veri sağlayıcısıyla (e posta veya indirmeye izin verilen bir dosya gibi) bildirilmelidir. Tüketici bu bilgilere istediği takdirde yeniden ulaşabilmelidir. Ayrıca tüketiciye hangi ödeme araçları ile ödeme yapabileceği ve ödeme koşulları da önbilgi aşamasında aynı şekilde açıkça bildirilmelidir. Satıcı veya sağlayıcı, bu Yönetmelik kapsamında düzenlenen cayma hakkı, bilgilendirme, teslimat ve diğer hususlardaki yükümlülüklerine dair her bir işleme ilişkin bilgi ve belgeyi üç yıl boyunca saklamak zorundadır. 

21 Aralık 2012 Cuma

Hukukçu olmayanlar için Bilişim Hukuku - İşverenin İşçinin Bilişim Sistemlerini Kullanmasını Sınırlama, Denetleme ve Kaydetme Hakkı ve Bu Konudaki Sorumluluğu



İŞVERENİN BİLİŞİM SİSTEMLERİ KULLANIMINI DENETLEME VE İZLEME HAKKI
İş kanunu ve ilgili mevzuat işverene yönetim hakkı tanımaktadır. Bu hak kapsamında işveren işçinin iş saatleri içerisinde vaktini ve emeğini tamamen işe harcamasını talep edebileceği gibi, yine aynı hak ve aşağıda değineceğimiz bazı yasal sorumluluklar gereği işçisinin bilişim sistemlerini kullanmasını izlemek ve kaydetmek hakkına ve bazı durumlarda da mecburiyetine sahiptir. Ancak tabii ki bu hakkın da diğer tüm haklar gibi kötüye kullanılmaması ve işçinin kişilik hakları, haberleşme özgürlüğü, ara dinlenmesi hakkı gibi haklarına zarar vermemesi gerekir. Bu hassas denge çok iyi gözetilmelidir. Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde bu konuda nelerin haklı denetleme sayılıp sayılmayacağı her bağımsız olayda pek çok olasılık olabileceğinden tabii ki sayılmamıştır. Bu nedenle, her olayda işçi ve işverenin ilgili hakkın kullanılması veya kullanılmaması sonucunda karşılıklı menfaatlerinin, ne şekilde etkileneceğinin tartılarak hakkaniyete uygun karar verilmesi gerekmektedir.
Konuyu işverenin mesai saatleri içerisinde cep telefonu ve iş dışı internet kullanımını yasaklamasının ve bu yasağa uymama nedeniyle iş akdini geçerli veya haklı sebeple feshedip edemeyeceği, işverenin işyeri içerisinde bilişim sistemleri kullanımını denetleyip denetleyemeyeceği ve işçi ve işverenin bu konuda karşılıklı sorumlulukları açısından inceleyeceğiz.
İşyerinde cep telefonu ve iş dışı internet kullanımının yasaklanması.
İş akdi ile işçi temel olarak iş görme borcu ve bunun yanında özen ve sadakat borcu altına girer. Bunun anlamı işçinin işverene yapmayı taahhüt ettiği işi yapmak ve işi yaparken de gerekli özeni göstermek, işvereni zarara uğratmamak, menfaatlerini korumak için yapılması gerekenleri yapmak zorunda olmasıdır. Çalışma süreleri İş Kanunu ile düzenlenmiştir. Sözleşme ile bu düzenlemelerin altında çalışma süresi belirlenebileceği gibi, emredici hükümlere uymak kaydıyla fazla çalışma da yapılabilir. İşveren yasa gereği işçiye ara dinlenmesi hakkı tanımalıdır. Ancak bu ara dinlenmesi dışında işçi iş saatleri içinde tüm emek ve vaktini işe harcamalıdır. Aksi davranışlar iş akdine aykırılık oluşturacaktır. Bu nedenle iş saatleri içerisinde ara dinlenmeleri dışında cep telefonu ile konuşan, iş dışı amaçlarla internete giren, işverene veya kendisine ait olmasına bakılmaksızın taşınabilir bilgisayarlar, akıllı telefonlar vb. iş dışı faaliyetlerle ilgilenmek işçinin özen ve sadakat borcuna aykırı hareketi sayılmalıdır. Ara dinlenmeleri 7,5 saatten daha fazla yapılan çalışmalar için bir saattir. İşçi bu ara dinlenme saatlerinde ahlak ve adap kuralları ve kanuna aykırı olmamak ve işverene ve diğer işçilere bir zarar vermemek kaydıyla dilediği faaliyetlerde bulunabilir. Özetlemek gerekirse işçi iş saatlerinde ara dinlenmeleri dışında iş dışı bir faaliyette bulunmamalıdır.
İş Kanunu iş akdinin işverence feshini geçerli sebeple fesih ve haklı sebeple fesih olarak ikiye ayırmıştır. İşçinin  geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları İş Yasasının 25 inci maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı NEDENLERDEN FARKLIDIR. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine GÖRE DEĞERLENDİRİLMELİDİR. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Yasasının 18/1 inci maddesi gereği  geçerli fesih hakkı doğar.bu açıklama ışığında işçinin iş saatlerinde işi dışında faaliyetlerde bulunması da işverene geçerli fesih hakkı verecektir. İş Kanununun 19 uncu maddesi uyarınca aynı Yasanın 18 inci maddesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesini  geçerli nedenle feshetmek isteyen işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Ayrıca İş Kanunun 19 . maddesi gereği iş akdinin işçinin davranışlarından kaynaklanan bir nedenle feshedilebilmesi için işçinin uyarılması gerekir.
Özetle işçinin bu konuda uyarılmış olmasına rağmen mesai saatleri içinde iş dışı faaliyetlerde bulunması iş akdinin işveren tarafından geçerli nedenle feshi sonucunu doğuracaktır.
İşçinin işyeri bilişim sistemlerini kullanarak konusu suç oluşturacak eylemlerde bulunması (örneğin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nu ihlal ederek korsan yazılım veya film, müzik indirmesi ve/veya yüklemesi, çocuk pornografisi bulundurması, Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmış olan bilişim sistemine girme vd. suçları işlemesi gibi) işvereni zarara uğratacak faaliyetler olup İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması kapsamında İş Kanunu’nun 25. Maddesi gereği iş akdine işverence haklı nedenle derhal son verilmesi sonucunu doğuracaktır.
Bilgi güvenliği ve bilişim sistemi kullanımı politikalarına uymamanın sonuçları
İşveren yönetim hakkı kapsamında işyeri kuralları belirleyip bunları ilan edebilir. Bilgi güvenliği ve bilişim sistemleri kullanım politikaları da bu kapsam dahilindedir. İşyeri kuralları ilan edildiklerinde işçi açısından uyulması zorunlu hale gelirler. Bunun istisnası işverenin koymuş olduğu kuralların kanuna ve ahlaka aykırı olması, hiçbir mantıklı nedene dayanmaksızın sadece işçiye eza ve eziyet vermek için konulmuş olmasıdır. Bu bağlamda işverenin işçiye işini yapmak için kullanması için teslim etmiş olduğu her türlü araç ve gereci ve bu kapsamda bilgisayar, e – posta hizmeti, internet erişimi gibi araçları da ne şekilde kullanılmasını belirleme hakkı vardır. Bu hak işverence tüm işçilerin haberdar olacağı şekilde politikalar belirleyerek kullanılabilir. Dolayısıyla işverenin bilgi güvenliği ve bilişim sistemi kullanım politikaları belirlemesi kanuni hakkı olup, bunlara uyulmaması yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, sonuçlarının ağırlığı ile orantılı olarak iş akdinin işverence haklı veya geçerli nedenle feshi sonucunu doğuracaktır.
İşverenin işyerinde ve/veya işverene ait bilişim sistemleri kullanılarak yapılan iletişimi izleme, denetleme ve kayıt altına alması
Bu konuda öncelikle 5651 sayılı yasa gereğince tüm işyerlerinin toplu kullanım sağlayıcı olduklarını ve bu nedenle iç IP dağıtım loglarını ve yönetmelik gereği IP, tarih, süre, protokol gibi kayıtları yasada belirtilen şartlarla kaydetmek zorunda olduklarını belirtmeliyiz. Dolayısıyla işveren, işçinin kullanmakta olduğu bilgisayar ve benzerinin iç IP dağıtım loglarını yasa gereği tutmalıdır ve işçi kişisel amaçla internet kullanmasına işverence izin verilmiş olsa bile, bu nedenle kişilik haklarının veya özel hayatının mahremiyetinin ihlal edildiğinden bahsedemez. Çünkü işveren bir yasal zorunluluğu yerine getirmektedir.
Bunun dışında işverenin işyerindeki işlerini yürütmesi için işçiye verilen bilgisayar ve işyeri tarafından tahsis edilen e-posta hesaplarını inceleme, okuma ve kaydetme hakkı olduğu açıktır. Aşağıdaki Yargıtay kararı da yüksek mahkemenin bu konudaki görüşünü açıkça ortaya koymaktadır.
9. Hukuk Dairesi
Esas : 2009/447
Karar : 2010/37516
Tarih : 13.12.2010
            Özet : Somut davaya göre davacının görevi gereği işverenin işlerini yürütmesi için kendisine verilen bilgisayar ve e-mail adreslerini kullanarak iş akdi daha önce feshedilen S.A. ile işle ilgili olmayan elektronik yazışmalar yaptığı, bu yazışmalar sırasında işverenin şahsına yönelik hakaret niteliğinde sözler sarf ettiği işyeri sırrı sayılabilecek konularda da yazışmalar yaptığı anlaşılmıştır.İşverenin kendisine ait bilgisayar ve e-mail adresleri ile bu adreslere gelen e-postaları her zaman denetleme yetkisi bulunmakladır. Davalı işverene ait bilgisayarları ve e-mail adreslerini özel yazışmalarda kullanıp işverene hakaret niteliğinde sözler sarf etmenin, işveren açısından 4857 sayılı Yasanın 25 II-b.maddesi uyarınca sataşma niteliğinde haklı fesih nedeni oluşturacağı anlaşılmakla davacının ihbar ve kıdem tazminatı taleplerinin reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
İşyerinde telefon dinlemesi konusunda kişiler arasındaki iletişimin mahremiyeti hukuken korunmakta olduğundan, işverenin işçinin bilgisi dışında telefon dinleyebilmesi için çok özel ve üstün bir gerekçesinin (mesela hırsızlık veya gizli bilgilerin sızdırılması şüphesi) olması gerekir. Bunun dışındaki tüm dinlemeler haberleşmenin  gizliliğinin ihlali suçunu oluşturacaktır. Özellikle de işçinin şahsi cep telefonunun dinlenmesi suç teşkil edecektir. Burada bahsedilmekte olan gizli dinleme ve izlemeler olup işverenin işyerindeki ortamın, bilgisayarların, internet hizmetinin, telefon ve e postaların dinlendiğini ve kaydedildiğini işçiye açıkça bildirdiği, işçiyi bu ortamlarda kişisel ve özel görüşme yapmama konusunda uyardığı durumlarda işçi dinleme, izleme veya kaydetme nedeniyle mahremiyetinin ihlal edildiği iddiasında bulunamayacaktır.
İşverenin dinleme ve izleme sonucu elde edilen kayıtların korunması sorumluluğu
İşverenin yukarıda belirtilen kurallar çerçevesinde işçinin görüşmelerini, bilgisayar ve internet erişim kayıtlarını ve benzerlerini dinleyebileceğini ve kaydedebileceğini belirtmiştir. Bu durumda işçi bu kayıt ve dinleme nedeniyle herhangi bir zarara uğramış olduğu iddiasında bulunamaz. Ancak, işveren işçinin işverenin dinlemesine ve kaydetmesine izin vermiş olduğu bu bilginin üçüncü şahısların eline geçmesi ve/veya kayıt amacı dışında kullanılmasından kaynaklanacak zararlarından sorumlu olacaktır. Çünkü bu dinleme veya izleme hakkı işverence yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi ancak bir üstün hakkın korunması amacıyla kullanılabilir. İşçiden izin alınmış olması halinde de izin sadece bu amaca yönelik kullanım içindir.
Bu verilerin amaç dışında kullanımında işverenin hiçbir kusuru olmayabilir ve fiil işverenin başka bir işçisi tarafından işlenmiş olabilir. Örneğin işten çıkartılan veya bir nedenle işvereni ile ters düşen bir bilgi işlem merkezi çalışanı, güvenlik ve iş sürekliliği gerekçesi ile kaydedilmekte olan şirket e postalarını sırf işyerindeki huzuru bozmak için tüm çalışanlara dağıtabilir. Bu e postalar arasında bir diğer çalışanın gizli ve mahrem bir yazışması bulunabilir. Örneğin bu kişi gizlemek istediği tıbbi bir sorunu ile ilgili olarak amirini e posta ile bilgilendirmiş olabilir. Ya da banka hesap bilgilerini bilgisayarında saklıyor olabilir. Bu ihtimalde e postası diğer çalışanlara dağıtılan işçi zarara uğramıştır. İşverenin olayda bir kastı veya kusuru yoktur. Ancak Borçlar Kanunu gereği adam çalıştıran kişi işçisinin üçüncü şahıslara vermiş olduğu zararı hiçbir kusuru olmasa dahi tazmin etmekle yükümlüdür. Olayda gizli e postayı diğer çalışanlara ileten kişi de işverenin işçisi olduğundan işveren kusursuz olmasına rağmen zararı tazminle sorumludur.
İşveren kaydedilen bu tür verilerin korunması için üst seviyede tedbirler almakla yükümlüdür. Aksi halde çalışanlarının dışında kötü niyetli üçüncü şahısların vermiş olduğu zararları da tazmin etmekle yükümlü olacaktır. Bu yüzden kaydedilen tüm verilerin azami özenle korunması gerekmektedir.